Bariatrik Cerrahinin Başarısı Neye Bağlı?

Obezite tedavi yöntemleri arasında yer alan bariatrik cerrahi, obez bireylerde uzun süreli kilo kaybı, kardiyovasküler risk faktörleri ve semptomları, kronik hastalıklar ve yaşam kalitesinde iyileşmeleri sağlamak için güvenli ve uygulanabilir bir tedavi olarak görülmektedir. Bariatrik cerrahinin uzun süreli başarısı bireylerin cerrahi sonrasında beslenme ve egzersiz ile sürdürülebilir sağlıklı yaşam tarzı değişikliklerini hayatlarında uygulanabilir hale getirmesi ile ilişkilidir.

Obezitenin bağırsaklarda yarattığı disbiyozis, bariatrik cerrahi sonrası kilo kaybı, besin alımındaki azalma, besin seçimindeki değişiklik, gastrointestinal sistemdeki değişimler, fizyolojik ve metabolik iyileşmelerle birlikte kısmen düzelebilmektedir. Bağırsaktaki yararlı bakterin çeşitliliğinin artması ve homojen bir şekilde dağılması ile disbiyozisin düzelmesi ve sağlıklı mikrobiyomun oluşması demektir.

Sağlıklı mikrobiyomun oluşmasındaki bu çeşitliliğin artışı bariatrik cerrahi sonrası ilk 3 ayda maksimum düzeyde olurken sonrasında azalarak 1 yıla kadar devam etmektedir. Gastrik bypass’ta, tüp mideye göre daha fazla olan bu değişimi kontrol etmek ve en iyi seviyede tutmak beslenme ile birlikte gelen yaşam tarzı değişikliği ile mümkün olacaktır.

Mikrobiyom, doğumdan itibaren şekillenmeye başlar, bireysel ve çevresel birçok faktörden etkilenir. Mikrobiyomun şekillenmesi %10-20 genetik olmaktadır. Her bireyin kendine özgü olan mikrobiyomu parmak izi gibidir. Bariatrik cerrahi sonrasında da bu durum değişmeyecektir ancak bireyin fizyolojik ve psikolojik olarak yeniden doğumunu simgeleyen bariatrik cerrahi sürecine kadar gelen süreçte dış faktörden etkilenen mikrobiyomun sağlık durumunu cerrahi öncesinde görebilmek ve cerrahi sonrasında beslenme müdahalelerini ona göre yapmak, cerrahi sonrasında görülebilecek sindirim sistemi problemlerini azaltmaya, genel sağlık durumunu iyileştirmeye, sağlıklı ve kalıcı kilo kaybetmeye destek olacaktır.

Bariatrik cerrahi sonrası Proteobacteria filum içinde olan Escherichia coli’nin artışı cerrahi sonrası leptindeki azalmayla paraleldir. Şaşırtıcı bir şekilde, metforminin etki mekanizmasına ilişkin dolaylı veriler ve Gammaproteobacteria’daki bu artışın bariatrik cerrahi sonrası metabolik gelişmelerde rol oynayabileceğini de göstermektedir. Bununla birlikte, Gammaproteobacteria’daki bu faydalı artış, genellikle inflamatuar bağırsak hastalıkları ve kolon kanseri gibi birçok bağırsak hastalığında zararlı olarak görülen Proteobacteria ve Enterobacteria seviyelerinin yükselmesi ile paradoks olarak görülebilir.

Yine bariatrik cerrahi sonrası Bacteroidetes, Fusobacteria, Verrucomicrobia, Proteobacteria, Lactobacillales, Enterococcus, Gammaproteobacteria, Enterobacteriales, Enterobacteriaceae ve birkaç cins ve tür artarken Firmicutes, Clostridiales, Clostridiaceae, Blautia ve Dorea azalmıştır. Ancak, mikrobiyal çeşitlilikteki değişim hala tartışma konusudur. Faecalibacterium prausnitzii, Lactobacillus ve Coprococcus comes, vücut kompozisyonu ve glukoz homeostazı da dahil olmak üzere birçok sonucun içinde yer almaktadır.

Gastrik bypass ameliyatı sonrası fazla kilosunun %50’sinden fazlasını kaybeden ve %50’den azını kaybeden iki grup arasında bakılan bir mikrobiyom çalışmasında ise Butyrivibrio, Lachnospira ve Sarcina ile birlikte bağırsak mikrobiyom bollukları arasında değişiklikler olduğu gözlemlenmiştir. Uzun dönem sonuçlarında metabolik yollarla birlikte kilo kaybının mikrobiyomdaki çeşitliliği de etkilediği ortaya çıkmıştır. Değişen mikrobiyom çeşitliliği sadece kilo kaybında değil obezite ile ilişkili birçok metabolik fonksiyonun iyileşmeyi de beraberinde getirmiştir.

Yapılan güncel çalışmalar, bariatrik cerrahinin etkinliğinin gün geçtikçe arttığını gösterirken artan ameliyat sayıları da bu durumu desteklemektedir. Ancak artan ameliyat sayıları ile birlikte son 5 yılda geri kilo alımlarının ortaya çıkması ile revizyonel cerrahi sayılarının da artmaya başladığı göz ardı edilmemelidir. Gerek geri kilo alımlarının artması gerek istenilen kilo kaybının yaşanmaması araştırmaları daha da derine indirmiştir. Cerrahi sonrası değişen mikrobiyomda istenilen çeşitlilik ve denge sağlandığında bunu koruyarak kilo kaybını destekleyebilir miyiz veya kilo kaybını kalıcı hale getirebilir miyiz sorularını doğurmuştur.

Ve bugün geldiğimiz noktada gelişen bilim ve teknoloji ile bariatrik cerrahiye aday bireylerin mikrobiyom dünyalarını tanıyabiliyor, cerrahi sonrasındaki değişimi görebiliyor ve müdahale edebiliyoruz. Bariatrik cerrahi sonrası genel beslenme önerilerinden sıyrılıp kişiye özel beslenme önerileri ile devam ettiğimizde cerrahi sonrası kilo kaybında daha çok başarılı oluyor ve hastaları psikolojik olarak sürece daha iyi adapte ettiğimizi görebiliyoruz. Burada en önemli noktanın birebir takip olduğunu unutmamız gerekiyor. Her bireyin geçirdiği ameliyata farklı fizyolojik ve metabolik cevaplar verdiğini biliyoruz. Bu cevapları iyi analiz etmeli ve takip süreçlerini bu cevaplara göre yönetebilmeliyiz.

Bireylerin beden kitle indeksi, karbonhidrat, yağ ve protein metabolizması ile ilişkili bakteri çeşitliliği, vitamin sentezi, mikrobiyomundaki probiyotik organizmaları bizlere beslenme önerilerini verirken genelden kaçıp, kişisel bir tablo oluşturarak kilo kaybı sürecinin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olacaktır. Değişen mikrobiyomlarını iyi analiz edip, yaptığımız beslenme ve takviye önerileri ile mikrobiyomlarını manüpüle ederek en iyi cevabı alabilir, onlara sağlıklı ve kalıcı kilo kaybı için destek olabiliriz.

Obezite mevcut durumda kronik bir hastalıktır ve tedavisi mümkündür. Obezite tedavisinde en iyi yanıt beslenme ve yaşam tarzındaki değişikliktir. Size yardımcı olacak cerrahi yöntemler ile bu değişime çıktığınız yolda desteklerinizi iyi seçmeli, yolda emin adımlarla gitmek içinse önce kendinizi tanımalısınız. Obezite ve obezitenin getirdiği yandaş hastalıklar çözüm önerisi olarak sunulan cerrahi yöntemler birbirine benzeyebilir ancak siz özelsiniz. Bu yolculukta sizi daha da özel yapan mikrobiyomunuz sağlıklı değiştikçe istediğiniz değişim sizin için daha kolay kabul edilir ve kalıcı olacaktır!

 

Kaynakça

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31197613
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30899393
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30604078
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28916564
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31129882
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31256356
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28265960
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31912465
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29306011
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6343052/

 

 

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER YAZILAR
Devamını Oku

Alzheimerı Engelleyebilir Miyiz?

Bugün alzheimer’ın bilinen bir tedavisi yok. Araştırmacılar, hastalığın hafıza kaybına ve düşünme, davranışla ilgili diğer sorunlara nasıl yol…