Mikrobiyomun Hangi Egzersizin Sana Uygun Olduğunu Söylüyor!

İnsan bağırsak yolu çoğu kolonda bulunmak üzere yaklaşık 100 trilyonmikrobiyom elemanına ev sahipliği yapmaktadır.  Bu yolda B ve K vitaminlerinin üretimi, liflerin sindirimi ve bağışıklık sistemi gibi çeşitli fonksiyonlar gerçekleşmektedir. Bağırsak mikrobiyomu, kısa zincirli yağ asitleri gibi metabolitlerin üretimiyle de insan sağlığı üzerinde önemli etkiye sahiptir.

Bağırsak mikrobiyomu stabil değildir, çevresel uyaranlara cevap verir ve insan organizmasının biçimlendirilebilir bir parçasıdır. Bağırsak mikrobiyom bileşimi coğrafya, doğum şekli, anne sütü alımı, çevresel bakterilere maruz kalma gibi hem genetik hem de çevresel faktörlerden etkilenerek erken çocukluk döneminde şekillenir. Mikrobiyomun şekillenmesi konusunda beslenme ve egzersiz gibi faktörlerin etkisi araştırmalarda sıklıkla yer almaya başlamıştır.

Düzenli olarak yapılan egzersiz, vücudun iç dengesini sağlayarak sağlık üzerinde faydalı; hastalıklar üzerinde ise önleyici bir etki sunar. Pratik olarak, sporcu hastalandığında veya yaralandığında, süreci iyileştirmek veya önleyebilmek için faydalı bir faktör olarak egzersiz önerilir. Kolon ve meme kanseri, tip 2 diyabet, sarkopeni, kardiyovasküler hastalıklar, anksiyete ve depresyon gibi hastalıklarda egzersiz önleyici ve tedavide yardımcı bir faktör olarak görülür. Bu etkilerinin yanı sıra egzersiz, genellikle bağırsak mikrobiyom çeşitliliğinin pozitif bir modülatörü olarak kabul edilir.

Mikrobiyomun Egzersiz Üzerine Etkisi

Yapılan çalışmalar çoğunlukla, VO2max ve VO2peak gibi fitness ölçümleri ile bağırsak mikrobiyomu arasındaki ilişkiyi incelemiştir. Bütirat üreten bakterilerin egzersize bağlı olarak sürekli arttığı ve VO2max – VO2peak ve yağsız kas kütlesindeki değişikliklerle pozitif ilişki gösterdiği belirtilmiştir. Buna bağlı olarak da kısa zincirli yağ asitlerinin (SFCA) egzersizin vücut üzerinde olumlu etkilerine aracılık etmede önemli bir rol oynayabileceği düşünülmektedir.

Bir vaka kontrol çalışmasında, mikrobiyal çeşitliliğin, yaş, cinsiyet ve vücut ağırlığı aynı olan bir grup profesyonel rugby oyuncusunda, spor yapmayan kontrol grubuna göre çok daha yüksek olduğu gözlemlenmiştir.  Yapılan başka bir çalışmada ise Prevotella ve Methanobrevibacter smithii dahil olmak üzere enerji ve karbonhidrat metabolizmasında yer alan bakteriler, profesyonellerde amatör bisikletçilerden önemli ölçüde daha yüksek miktarda bulunduğu gözlemlenmiş ve bu sonuç egzersiz sıklığı ile ilişkili bulunmuştur.

Egzersiz Yoğunluğunun Mikrobiyom Üzerine Bir Etkisi Var Mıdır?

Yüksek yoğunluklu egzersiz, aslında organizma için büyük bir stresi temsil eder. Bu durumlar bağırsak mukozasında, karın ağrısı, bulantı ve ishal gibi akut sindirim sistemi sorunlarına neden olabilir. Bağırsak mikrobiyom perspektifinden bakıldığında, bu durum çeşitli bakterilerin ve zararlı ürünlerin dolaşım sistemine girmesine ve vücutta inflamasyonu aktive etmesine izin veren bağırsak geçirgenliğinin artmasıyla ilişkili olabilir. Özellikle insan üzerinde çok çeşitli patolojik eylemler gerçekleştiren lipopolisakkarit (LPS) bu duruma neden olmaktadır.

Sporcu Beslenmesinin Mikrobiyom Üzerine Etkisi

Sporcularda beslenme faktörleri, özellikle karbonhidrat ve protein alımı, genellikle bağırsak mikrobiyom kompozisyonunun ana belirleyicileri olarak belirtilir.

Karbonhidrat, egzersiz için birincil yakıt kaynağıdır ve bu nedenle sporcuların beslenmesinde ilk odak noktasıdır. Karbonhidrat kaynaklarının bağırsak mikrobiyomu üzerindeki etkileri, lif içeriğinin ve lif tipinin bir fonksiyonu olarak büyük ölçüde farklılık gösterir. Genellikle lif, Bacteroidetes ve Actinobacteria gibi kısa zincirli yağ asitleri üreten bakterileri artırma ve Firmicutes’i azaltma eğilimindedir.

Ayrıca, sporcular kas toparlama ihtiyaçlarını karşılamak için sporcu olmayanlardan daha fazla hayvansal kaynaklı protein tüketir. Aşırı protein alımı çeşitli bakterilerin amonyak, hidrojen sülfür, aminler gibi zararlı ürünler meydana getirmesine neden olur. Yüksek protein alımı ve düşük miktarda fermente edilebilir karbonhidratların tüketiminin kolon mukozasında DNA hasarına yol açtığı bildirilmektedir. Çalışmalar yüksek proteinli, düşük karbonhidratlı diyetlerin sporcularda bağırsak mikrobiyom çeşitliliği üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olduğunu ve yararlı bakterileri azalttığını belirtilmiştir.

Bununla beraber çalışmalar sporcu beslenmesinde yüksek yağlı diyetlerin de mikrobiyal çeşitlilik üzerinde olumsuz etkiye sahip olduğunu göstermiştir. Çeşitli raporlar, Bifidobacterium’un bağırsağın iç dengesini modüle etmede, vücudun bağışıklık tepkilerini düzenlemede ve inflamatuvar hastalıklara ve enfeksiyonlara karşı savunmada önemli olduğunu vurgulamıştır. Çalışmalar ise yüksek yağlı bir diyetin yararlı olan Bifidobacterium’da bir azalmaya neden olduğunu bildirmiştir.

Sporcularda Bağırsak-Kas Ekseni

Egzersiz ve beslenmede fizyolojik yanıttaki değişkenlik; yaş, cinsiyet, egzersiz geçmişi, psikolojik faktörler, egzersiz şekli, süresi, yoğunluğu ve sıklığı gibi faktörlere bağlanmıştır. Kişiselleştirilmiş sporcu beslenmesi spor türüne, bireyin antrenman durumuna, sporcunun hedeflerine, yarış sezonunun zamanına ve sporcunun gıda tercihlerinin yanı sıra atletik performansı ve yanıtı optimize etmek için kişinin genetik ve biyolojik özelliklerine de uygun olmalıdır.

Mikrobiyal denge, sedanter yaşam tarzı veya tam tersi aşırı egzersiz ile bozulabilir ve bu da bağırsak mikrobiyomun disbiyozuna neden olabilir. Disbiyoz bağırsak geçirgenliğini, sistemik inflamasyonu ve anabolizmayı etkiler. Tüm bu mekanizmalar kas fizyolojisinde yer alır. Bağırsak kas ekseni iki yönlü olabilir, mikrobiyom kası etkiler ve egzersiz mikrobiyom kompozisyonunu şekillendirmeye katkıda bulunur. Egzersizin yoğunluğu ve sıklığı, eksenin hangi yolunun yaygın olduğunu ve fizyo-patolojik sonuçlarını belirlemede büyük önem taşır.

Bununla beraber bağırsak mikrobiyomundaki yapılanmanın, egzersiz ve beslenmeye yanıt olarak performans kazanımlarını da etkileyebilmesinin mümkün olduğu yapılan çalışmalarla gösterilmektedir.

Bağırsak mikrobiyomu, beslenme ve diğer faktörlere bağlı olarak birey için hangi egzersiz programının en etkili olabileceğini öngörmemize ve bireyin performansını en etkili şekilde arttırmamıza yardımcı olur.Bu alanda kişiselleştirilmiş mikrobiyom temelli yaklaşımlara yönelmeye ve daha çok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır.

 

Kaynakça

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30883471
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30753131
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4848674/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6736621/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/31053143
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28432108
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6966970/
https://www.researchgate.net/publication/330999460_Barsak_Mikrobiyotasi_ve_Dayaniklilik_Egzersizleri

 

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER YAZILAR