Uykusuzluğunun Sebebi Bağırsağındaki Bakteriler Olabilir Mi?

Uykusuz hissettiğinde nasıl bir ruh haline bürünüyorsun? Daha sinirli ve mutsuz hissediyor ve hatta gün içindeki verimliliğinin azaldığını fark ediyorsundur. Eğer geceleri bir türlü uykuya dalamayan ve güzel bir uykunun hasretini duyanlardansan internet arama geçmişinde “ideal uyku için kaç saat uyumam gerek, hangi saat aralıklarında uyumalıyım, kaliteli bir uykunun sırrı nedir? Beynim uykuya dalamıyor, ne yapmalıyım” gibi cümlelerin yer alması muhtemeldir.

Bağırsaklarında yer alan bakterilerin sen uyuduğunda işlevini daha iyi yerine getirdiğini biliyor muydun? Aynı zamanda, bu bakterilerin çalışabilmesi için ışığa da ihtiyaç duyduğunu…

Sahip olduğun sirkadiyen ritmin yani biyolojik saatin epifiz bezin tarafından kontrol altında tutuluyor. Işığa maruz kaldığında epifiz bezinden melatonin salınımın baskılanıyor ve sen gün boyunca uyumak yerine aktif kalabiliyorsun. Ama güneş batmaya başladığında maruz kaldığın ışık azalıyor ve epifiz bezin melatonin salgılamaya başlayarak seni uykuya hazırlıyor. Bu süreç eğer sen uyku problemi çekmeyen biriysen muhteşem bir şekilde işliyor. Ama eğer sen de uyku bozukluğu yaşayan çoğu insandan biriyim diyorsan, sorununun kaynağını bulman gerekiyor. Unutma; sorunun kaynağı seni çözüme götürür! Melatonin salınımını nasıl dengede tutabilir ve sirkadiyen ritmini nasıl iyileştirebilirsin? Cevapları merak ediyorsan okumaya devam et!

Öncelikle sorunun kaynağına inip neden uykusuzluk çektiğine bakalım.

Uykusuzluk Sebepleri

Uykuya dalamama çözümün için ilk önce neler uykuya dalamamana neden oluyor? Hiç sebeplerini düşündün mü? Uykusuzluk sebepleri birden fazla olabilir…

Ekran ile geçirdiğin süre fazla mı? Çok fazla oranda monitör ışığına, televizyon, telefon ekranına maruz kalıyorsan epifiz bezin olumsuz etkileniyor. Çünkü; sen onlara baktıkça mavi ışık alıyorsun ve buna bağlı olarak da sirkadiyen ritmin azalıyor, uyuyamıyorsun!

Peki diş macunlarında, sularda yer alan florürün zararlı etkilerini hiç duydun mu? Dişlerini florürlü diş macunu ile fırçaladığında, florürlü havayı soluduğunda, florürlü suyu içtiğinde epifiz bezin bundan olumsuz etkileniyor ve melatonin salınımın baskılanıyor. Bu yüzden hayatında florüre dikkat et!

Stres.. Uyumak için vücudunda melatoninin salgılanmasına ihtiyacın var. Ama sen stres altındasın ve vücudun kortizol üretmekle meşgul. Kendini düşün; aynı anda iki işi yapabilir misin? Vücudun da aynı senin gibi hareket ediyor. Ona yardımcı olmak için de stresini baskıla ve uykuya hazırlan!

Uykunun İnsan Üzerindeki Önemi

Uyku kelimesi hepimizin aklında huzurlu bir dünyayı çağrıştırmaktadır. Oysaki yapılan çalışmalara göre biz uykuya daldığımız anda bedenimiz var gücü ile çalışmaya başlar, günün stresini değerlendirir ve bataryamızı yeniden doldurabilmek için yenilenme ve onarım süreçlerine girer.  İdeal uyku düzeni sürdürülebilir bir hayat kalitesi için tam da bu yüzden önem arz etmektedir.

Uykunun ne kadar değerli olduğunu ve sağlığımıza olan katkılarını bilmemiz elbette ki iyi bir uyku çekeceğimiz anlamına gelmez ve kötü bir uyku düzeni aslında çoğu zaman bir seçim değildir. Dünya üzerindeki birçok insan haftada en az bir kere uyku problemi yaşadığını dile getirmektedir. Çözüm arayışında ise akla ilk gelenler çoğu zaman meditasyon, nefes terapileri, sıcak bir duş ve bitkisel çaylar olsa da yapılan yeni çalışmalar gösteriyor ki bağırsak mikrobiyomu ve onların ürettikleri metabolitler uyku düzenimizde önemli bir etkiye sahiptir. Uyku kaliteni arttırmak için her şeyi denediysen ve hala mutlu sona ulaşamadıysan belki de çözümü daha derinlerde yani mikrobiyomunda araman gerekiyordur! 

Uykusuz kaldığında bağışıklık sisteminde ne gibi değişiklikler oluyor? Merak ediyorsan, okumaya devam et!

Uykusuzluk Bağışıklık Sistemini Nasıl Etkiliyor?

Bağırsaklarında yer alan bağışıklık hücrelerinin en baskın olanı; Tip 3 doğuştan gelen lenfoid hücreler (ILC3’ler). Bu hücreler, enfeksiyonlarla mücadele ederek, yağ ve proteinlerin emilimine destek olarak ve bağırsak sıkı bağlantılarını onararak senin için savaşıyor.

Ayrıca, bu hücreler nöronlarla iletişim kurabiliyor. Uykusuzluk yaşadığında bu hücrelerin iltihaplanmasını tetikleyebilirsin. Bu yüzden, bu hücrelerin bağırsak-beyin ekseninde önemli olduğunu unutma ve onlara iyi davran!

ILC3’lerin en aktif olduğu zamanlar ışık olduğu ve senin bir şeyler yediğin zamanlardır. Yani gündüz vaktinde ILC3’lerin çok iyi bir şekilde çalışıyor. Yemek yedikçe yağları sindirmene yardım ederek sana enerji veriyor. Sen yemeğini bitirdiğinde de bu hücreler geri dönüyor ve patojen bakterilerle savaşıyor. Çünkü, bu hücreler aslında bağışıklık hücreleri ve asıl görevleri bu.

Bağırsak hücrelerin nereye lokalize olacağına reseptörler ile karar veriyor. Eğer sirkadiyen ritmin bozulursa, reseptör ve bağışıklık hücrelerin de bu durumundan etkileniyor. Aralarındaki iletişim bozulacağı için hücrelerin nereye lokalize olacağını bilemiyor. Bu durum hücrelerin için soruna neden oluyor ve bağışıklığın olumsuz etkileniyor!

Bağışıklık Hücrelerinin Biyolojik Saati

Yapılan çalışmalarda, bağırsaklarında yer alan bağışıklık hücrelerinin de biyolojik saati olduğu görülmüş. Yani onlar da senin gibi çalışabilmek ve bir şeyler üretebilmek için ışığa ihtiyaç duyuyor.

Vücudun ise bir bütün olarak çalışıyor. Sen, ışıklar kapanınca kendini dinlenmeye alıyorsan bazı sistemlerin de kendini yavaşlatıyor ve kendini dinlendiriyor. Ama bazı sistemlerin de var ki önemli hormonları üretmek için bu dinlenmeni fırsat olarak görüyor!

Mikrobiyom ve Uyku Kalitesi

Bağırsak mikrobiyomu bazen ürettikleri hormonlarla bazen bağışıklık sistemi elemanları ile iletişime geçerek bazen ise beyin-bağırsak sinir yolunu kullanarak bedenimizdeki birçok fizyolojik sürece dahil olurlar. Hatta dışarıdan gelen uyarılara bedenimizin nasıl tepki verdiğini dahi etkileyebilirler. Beynimiz ve bağırsaklarımız çift yönlü iletişime sahip “vagus siniri” ile birbirlerine bağlanır. Açlık, stres ve duygusal durumu belirleyen anahtar sinyaller bu sinir ağından geçer. Bağırsağımızda yer alan bakterilerin ürettikleri metabolitler ise bu yoldan ilerleyerek bedenimizin kontrolünü sağlayan beynimize ulaşır ve etki mekanizmalarına dahil olurlar. Mikrobiyomdaki mevcut denge bozulduğunda ise nöroinflamatuar  metabolitler üretilir, vücudumuzun stres düzeyi hatta kalp atış hızımız dahi bu metabolitlerin etkisi ile artabilir ve bunun faturası ise maalesef ki uyku düzenimize kesilebilir.

Mikrobiyom ve uyku ilişkisine hormonların penceresinden bakacak olursak aklımıza ilk gelecek isim “melatonin” olacaktır. Melatonin aslında mutluluk hormonu olarak bilinen serotonin üzerinden üretilmektedir. Bağırsaklarımızdaki birçok bakteri duygu durumları ile ilişkili olan serotonini üretir. Serotonin ise sonrasında biyolojik saatimizi ve uyku düzenimizi etkileyen melotinine dönüşür. Eğer mikrobiyomunda yeterince serotonin üreten bakterilere sahip değilsen hem duygu durumun hem de kontrol edemediğin uyku düzenin sana bir şeyler anlatmaya çalışıyor olabilir!

Dengeli bir mikrobiyom profili aynı zamanda bağışıklık sisteminin güçlü çalışması ve vücudundaki hastalık yapıcı etkenlere karşı savaşmanda etkili olmaktadır. Bağışıklık sisteminin vücudunu tahrip eden ajanlarla savaşırken ortaya çıkardığı tepkiye inflamasyondenir. Vücuttaki inflamasyonun artması birçok hastalığın yanı sıra yorgunluk ve uyku kalitesi ile de ilişkilidir. Güçlü bir mikrobiyoma sahip olarak bedeninin direncini yükseltebilir ve ideal bir uyku düzenine sahip olabilirsin.

 

O halde, kaliteli bir uykunun sırrı bağırsağında yer alan trilyonlarca bakterinin uyumlu ve dengeli bir şekilde yaşamını sürdürmesinden geçiyor diyebiliriz.  Onları doğru gıdalar ile besleyerek mikrobiyom dengeni korumak ve özlemini duyduğun uyku düzenine kavuşmak ise senin elinde!

 

 

 

 

 

22 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER YAZILAR