Mikrobiyom Modülasyonu İle Kalıcı Kilo Kaybı!

Bugüne kadar fazla kilolarından kurtulabilmek adına her şeyi denedin ama bir sonuca ulaşamadın mı? O zaman şu an doğru yerdesin!

Kilo vermen için gerekli üç temel şey var. Bunlardan ikisini zaten biliyoruz: Egzersiz ve beslenme alışkanlıkların. Ancak göz ardı edilen bir durum daha söz konusu. Bağırsak bakterilerin. Kalıcı ve sürdürülebilir kilo kaybını sağlamak için mikrobiyomuna bir göz atman gerekiyor.

Sağlıklı, aktif ve eğlenceli bir şekilde aşırı kilolarından nasıl kurtulacağına birlikte bir göz atalım!

Obezite Nedir? Obezite Bir Hastalık Mıdır?

Obezite anlamı şu şekildedir: Halk arasında şişmanlık olarak bilinen obezite, vücutta fazla miktarda yağ birikmesi sonucu ortaya çıkan ve mutlaka tedavi edilmesi gereken bir hastalık.

Obezite Nasıl Oluşur?

Obezite, besinlerle alınan enerji miktarının, metabolizma ve fizik aktivite ile tüketilen enerji miktarından daha fazla olduğu durumlarda ortaya çıkar.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre, küresel nüfusun yaklaşık üçte biri aşırı kilolu olarak kabul ediliyor. Halen dünyada 250 milyon obez yetişkin ve en az 500 milyon da aşırı kilolu insan bulunduğu tahmin edilmektedir.

Bu oldukça şok edici ve yüksek bir istatistik. Bununla birlikte, nasıl kilo verileceğini anlamak için de önemli bir veri olarak karşımıza çıkıyor.

Obezite Nasıl Anlaşılır?

Dünya Sağlık Örgütü’nün obezite sınıflandırması esas alınarak obeziteyi belirlemek için yaygın olarak Beden Kitle İndeksi (BKİ) kullanılır. BKİ, bireyin vücut ağırlığının (kg), boy uzunluğunun (m cinsinden) karesine (BKI=kg/m2) bölünmesiyle elde edilen bir değer. BKİ boy uzunluğuna göre vücut ağırlığının tahmin edilmesinde kullanılmakta, vücutta yağ dağılımı hakkında bilgi vermemektedir.

Yetişkinlerde BKİ’ye göre zayıflık, fazla kiloluluk ve obezitenin sınıflandırılması

Sınıflandırma BKİ (kg/m2)
Temel kesişim noktaları Geliştirilmiş kesişim noktaları
Zayıf (düşük ağırlıklı) <18.50 <18.50
Aşırı düzeyde zayıflık <16.00 <16.00
Orta düzeyde zayıflık 16.00 – 16.99 16.00 – 16.99
Hafif düzeyde zayıflık 17.00 – 18.49 17.00 – 18.49
Normal 18.50 – 24.99 18.50 – 22.99
23.00 – 24.99
Toplu, hafif şişman, fazla kilolu > 25.00 > 25.00
Şişmanlık öncesi (Pre-obez) 25.00 – 29.99 25.00 – 27.49
27.50 – 29.99
  Şişman (Obez) > 30.00 > 30.00
 Şişman I. Derece 30.00 – 34-99 30.00 – 32.49
32.50 – 34.99
 Şişman II. Derece 35.00 – 39.99 35.00 – 37.49
37.50 – 39.99
 Şişman III. Derece > 40.00 > 40.00

 

Son yıllarda araştırmacılar vücuttaki toplam yağ miktarından çok, yağın vücutta bulunduğu bölge ve dağılımı üzerinde durmaktadırlar. Çünkü vücuttaki yağın bulunduğu bölge ve dağılımı, çeşitli hastalıklarla ilişkilendirilmekte.

Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oran, erkeklerde %25, kadınlarda ise %30’un üstüne çıktığında obezite meydana gelmektedir.

Obezite ve Etkilediği Hastalıklar

Bel çevresindeki yağlanma, sağlık sorunları için daha fazla risk oluşturmaktadır.

Yetişkinlerde obeziteye bağlı hastalık oluşma riski ve bel çevresi ölçümleri ise şu şekildedir;

Cinsiyet Risk
(=BKİ>25)
Yüksek risk
( =BKİ>30)
Erkek > 94  > 102
Kadın > 80 > 88

Obezite, dislipidemi, kardiyovasküler ve serebrovasküler hastalık, venöz tromboembolizm, hipertansiyon, tip 2 diyabet, kolelitiyazis, gut, birçok kanser türü (özellikle meme, prostat ve kolonda ortaya çıkan), demans, uyku apnesi, polikistik over sendromu, kalça ve diz osteoartriti ve kısırlık dahil olmak üzere birçok kronik hastalık için güçlü bir risk faktörüdür.

Bütün bunların yanında obezite belirtileri şunlar olabilir:

  • Aşırı terleme,
  • Horlama,
  • Fiziksel aktiviteleri gerçekleştirmede güçlük çekme,
  • Genel olarak yorgun hissetme,
  • Eklem ve sırt ağrıları,
  • Düşük güven ve benlik kaygısı da obeziteye bağlı olarak görülen sorunlar arasındadır.

Obezite Nedenleri Nelerdir?

Çoğu insan obezitenin genetik olduğunu düşünüyor. Buna inanmak çok da yanlış bir teori değil gibi. Yapılan araştırmalar genetiğin, obezite üzerinde % 40 – % 70 oranında etkili olduğunu gösteriyor.

Ağırlığımız üzerinde genetik kuşkusuz büyük bir rol oynasa da, kilo problemleri yaşamamızın tek sebebi bu değil. Obezite üzerinde etkili olan etmenler:

  1. Kalori alımının artması
  2. Fiziksel aktivitenin azalması
  3. Depresyon, anksiyete
  4. Aşırı ve yanlış beslenme alışkanlıkları
  5. Artan yaş
  6. Cinsiyet
  7. Eğitim düzeyi
  8. Sosyo – kültürel etmenler
  9. Hormonal ve metabolik etmenler
  10. Sık aralıklarla çok düşük enerjili diyetler uygulama
  11. Sigara- alkol kullanma durumu
  12. Doğum sayısı ve doğumlar arası süre
  13. Yeme bozuklukları
  14. Bazı ilaçların kullanımı: Glukokortikosteroidler, antipsikotikler ve bazı antidepresanlar ile diabetes mellitus tedavisinde kullanılan bazı ilaçlar (özellikle insülin) gibi çok çeşitli etmenler obezitenin yaşanmasına sebebiyet vermektedir.

Obezite İle Nasıl Mücadele Edilir?

Tedaviden önce, obezite başlangıcının önlenmesi için sağlıklı beslenme, sağlıklı yaşam tarzı benimsenerek obeziteden korunmak gerekiyor.

Obezite tedavisindeki amaç ise, gerçekçi bir vücut ağırlığı kaybı hedeflenerek, obeziteye ilişkin hastalık ve ölüm risklerini azaltmak, bireye yeterli ve dengeli beslenme alışkanlığı kazandırmak ve yaşam kalitesini yükseltmektir.

Obeziteye katkıda bulunan herhangi bir altta yatan tıbbi veya psikiyatrik durum ele alınmalı ve müdahaleler, obezitenin tedavisine yönelik eylem planına dahil edilmelidir. Kilo kaybı için diyet değişiklikleri çok önemlidir.

1.Tıbbi Beslenme (Diyet) Tedavisi

Obezitenin tedavisinde, tıbbi beslenme tedavisi anahtar rol oynamaktadır. Obezitede beslenme tedavisi ile:

Vücut ağırlığının, boya göre olması gereken (BKİ= 18.5 – 24.9 kg/m2) düzeye indirilmesi hedeflenir. Tıbbi beslenme (diyet) tedavisinin sadece sana özgü olduğunu unutma! Vücut ağırlığı boya göre olması gereken (BKİ= 18.5 – 24.9 kg/m2) düzeye geldiğinde tekrar ağırlık kazanımı önlenmeli ve kaybedilen ağırlık korunmalıdır.

2.Egzersiz

Fiziksel aktivitenin yağ dokusu ve karın bölgesindeki yağlanmayı azalttığı, diyet yapıldığında görülebilen kas kütle kayıplarını önlediği kesin olarak kabul edilmektedir. Egzersiz tedavisi ile, tıbbi beslenme tedavisini destekleyici nitelikte bireylerin ağırlık kazanımları engellenebilmekte, zayıflama ve tekrar ağırlık kazanmanın önlenmesi sağlanmaktadır.

Yetişkinlerin her gün ortalama 30 dakika orta şiddette egzersiz yapması önerilmektedir.

Ancak unutma: Önerilen spor programı, sana özgü, eğlenceli, uygulanabilir ve senin günlük yaşam alışkanlıkların ile uyum içerisinde olmalıdır!

3.Farmakoterapi (İlaç Tedavisi)

Obezite için çeşitli tıbbi tedaviler mevcuttur.  Ancak, farmakoterapi tedavisinden sonra ilaç kesildiğinde tekrar kilo alınır. İlaç tedavisinin, uzun vadeli etkilerinin kanıtı azdır.

Ayrıca, ilaçların yan etkileri arasında kabızlık, ağız kuruluğu ve uykusuzluğun yanı sıra kalp atış hızında ve kan basıncında artış bulunur.

Obezite tedavisinde yaygın olarak kullanılan ilaçlar ise şunlardır:

İştah bastırıcılar (sempatomimetikler) : Sibutramin, fentermin, benzfetamin, fendimetrazin ve dietilpropiyon

Orlistat : Diyet ile alınan yağın emilimini azaltır. Bununla birlikte, bu ilacı kullanırken diyetin, yağda çözünen vitaminler ve bitkisel besinler ile takviye edilmesi gerekir.

4. Obezite Ameliyatı Nedir?

Bariatrik cerrahi, morbid obez hastalara (BKİ> 40 kg/m2) ve BKİ> 35 kg/m2 olan ve diyabet gibi yandaş bir hastalığı olan kişilere uygulanmaktadır.

Obezite ameliyatları; ne kadar yiyebileceğini sınırlandırarak veya besinlerin emiliminde azalma sağlayarak veya bu iki etkiyi bir arada gerçekleştirerek kilo kaybına yardımcı olur.

Bazı bariatrik cerrahi operasyonları, midenin küçülmesi ile daha az yiyip içmeyi sağlayarak, erken doyma hissini sağlarken; bazı bariatrik ameliyatlar ise, ince bağırsaklarda meydana getirdiği değişiklikler ile besin emilimini azaltır ve kalori alımını düşürür. Diğer bariatrik cerrahi girişimleri ise, hem kısıtlayıcı hem de besin emilimini azaltıcı karma etkili müdahalelerdir.

Yaşam tarzı değişikliklerinin başarısız olduğu tespit edilene kadar cerrahi müdahale genellikle tavsiye edilmez.

5.Mikrobiyom Modülasyonu

Mikrobiyom, bağırsak geçiş hızının düzenlenmesinde, sindirilemeyen karbonhidratların sindiriminde önemli bir rol oynar. Böylece mikrobiyom diyetten emilen enerji miktarını etkiler. Bu ve diğer önemli işlevleri, mikrobiyomun kilo alımı ve metabolizmasındaki önemli rolünü açıklar.

Meyve, sebzeler açısından zengin düşük kalorili bir diyeti uygulayarak yapılan bir çalışmada, herkesin aynı kiloyu veremediği görüldü. Bu nedenle, araştırmacılar katılımcılara mikrobiyom analizi uyguladı ve sonucunda kilo veremeyen kişilerin mikrobiyom profillerinde Dialister oranının daha yüksek olduğu ortaya çıktı.

Ayrıca, obez bireylerde mikrobiyal çeşitliliğin azaldığı belirtilmektedir. Daha az çeşitli mikrobiyom profili olan obez deneklerde, daha yüksek oranda BKİ, yağ kütlesi, insülin duyarlılığı ve inflamasyon olduğu görülmüştür.

Dahası, bağırsak mikrobiyotasının obezitede rolünü gösteren önemli hayvan çalışmalarından birinde, obez farelerden alınan dışkının yetişkin, mikropsuz ve normal ağırlıktaki farelere verilmesinden 2 hafta sonra, farelerde gıda alımının azalmasına rağmen vücut yağında ve insülin direncinde % 60’lık bir artış olduğu görülmüştür.

Yani, her yolu deneyip bir türlü kilo veremediysen çözümün mikrobiyomunda gizli olabilir. Bunun için, durma içindeki dünyayı keşfet, ona ihtiyacı olan yiyecekleri ver ve kalıcı, sürdürülebilir kilo kaybının tadını çıkar!

 

Kaynaklar

The Gut Microbiome and Obesity

Role of the Gut Microbiome in the Pathogenesis of Obesity and Obesity-Related Metabolic Dysfunction

The latest in the diagnosis and treatment of obesity: Is still there a place for the conservative treatment of obesity?

Çağımızın Hastalığı Obezite ve Tedavisi

 

0 Shares:
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

BENZER YAZILAR
Devamını Oku

Alzheimerı Engelleyebilir Miyiz?

Bugün alzheimer’ın bilinen bir tedavisi yok. Araştırmacılar, hastalığın hafıza kaybına ve düşünme, davranışla ilgili diğer sorunlara nasıl yol…
Devamını Oku

Kalıcı Kilo Kaybı Nasıl Sağlanır?

Obezite, vücutta aşırı miktarda yağ birikimi olarak tanımlanmaktadır. Bu durum başta kronik hastalıklar olmak üzere kardiyovasküler hastalıklar, diyabet ve…
Devamını Oku

Kabızlık İçin Üç Öneri

Kabızlık, ABD ve Batı ülkelerinde en sık görülen sindirim sistemi şikayetlerinden biri. Yetişkinlerde kabızlığın görülme sıklığı, %14. Dahası, ABD’de…